Yaşam, hepimiz için sarsıcı değişimlerle doludur. Yoksulluk, kayıp, doğal afetler, kazalar veya taşınma gibi zorlu deneyimlerden geçebiliriz. Bu tür olaylara verdiğimiz tepkiler bireysel olarak farklılaşır. Bazen yoksulluk içinde büyüyen birinin başarılı bir iş insanı olduğunu, afet yaşamış birinin diğer afetzedelere yardım etmeye çalıştığını, çocuğunu kaybeden bir ebeveynin başka çocukların eğitimine destek verdiğini ya da işini kaybeden bir arkadaşımızın kariyerini yeniden inşa ettiğini, duyabilir, tanık olabilir ve dirayetlerine şaşırabiliriz. Dönemeç zamanlarında kimi insanlar yaşanılan durumun etkisinde daha uzun süre kalır ve sarsılırken, kimileri yaşadıkları sıkıntılara rağmen yollarına devam edebilir ve hatta bu deneyimlerden güçlenerek çıkabilirler. İşte bu kapasiteye psikolojik sağlamlık diyoruz.
Psikolojik sağlamlık, bireyin zorluklara rağmen uyum sağlayabilme, kendini toparlayabilme ve değişime karşı esneklik gösterebilme kapasitesidir. Sadece sıkıntılara direnç göstermek değil, aynı zamanda bu deneyimlerden çıktılar alarak kendini geliştirmesini de içerir. Bu yönüyle, psikolojik sağlamlığı kiminin doğuştan sahip olduğu bir yetiden çok, zamanla geliştirilebilen zorluklarla başa çıkma becerisi olarak düşünebiliriz. (Basım & Çetin, 2011; Bonanno, 2004).
Psikolojik Sağlamlığı Etkileyen Faktörler
Psikolojik sağlamlıktan bahsederken salt ve tek bir beceriden çok farklı faktörlerin bir araya gelerek koruyucu rol aldığı bir yapı olarak düşünülebilir. Bu koruyucu faktörler arasında, güçlü sosyal destek sistemleri, etkili problem çözme becerileri ve zihinsel esneklik, olaylara anlam katabilme yeteneği yer alır. Örneğin, işini kaybeden birinin hissettiği üzüntü, öfke ve hayal kırıklığını ailesi, arkadaşları veya bir ruh sağlığı uzmanıyla paylaşarak destek görmesi önemli bir dayanıklılık göstergesidir. Benzer şekilde, akademik başarısızlık yaşayan bir öğrencinin durumu hocasıyla değerlendirmesi ve eksiklerini anlamaya çalışması etkili problem çözme becerisine sahip olduğunu gösterir. Yeni bir ülkeye taşınan birinin sevdiklerine duyduğu özlem doğaldır, ancak bu uzaklığı kayıp olarak görmek yerine yeni deneyim ve fırsatlara odaklanması da psikolojik sağlamlığın bir örneğidir. (Luthar vd., 2000).
Bunun yanı sıra güçlü ve zayıf yönlerimizin farkında olma, kendiliğimize dair olumlu bir bakış açımızın olması da dayanıklılığın bir parçası olarak düşünülebilir. Mükemmel olmadığımızı, bunun gerekli de olmadığını kabul etmek önemlidir. Stresli durumlarla başa çıkabilmek için duyguları yönetebilme kapasitemiz, kendi kendimizi motive edebilmemiz, hedefler belirlememiz ve hedeflere ulaşmak için çaba gösterme yeteneğimiz de bu kavramın diğer ayaklarıdır.
Psikolojik Sağlamlığı Geliştirmenin Yolları
Psikolojik sağlamlık, bireyin riskli durumlarla karşılaştığında bu zorluklara maruz kalması, onlarla başa çıkabilmesi ve sürece uyum sağlayabilmesiyle gelişen bir özelliktir. Çünkü yaşamda zorluklar kaçınılmazdır. Bu haliyle duygusal dayanıklılığı arttırmamız da mümkündür.
Duygularımızın farkında olmak, kabul etmek ve geçmelerine izin vermek iyi bir başlangıç olabilir. Yaşamın değişimlerle bir devinim halinde olduğunu bilmek ve değişime eşlikçi olabilmek sizi fırtınalardan koruyabilir. Etrafınızdaki kişilerle bağlantılarınızı güçlendirmek onlardan destek almak yükünüzü hafifletebilir. Becerilerimizin ve değişime dair kontrolümüzün sınırlı olduğunu bilmek, bizim dışımızda bir nedensellik ağının olduğunu hatırlayın. Ayrıca, her durum üzerinde mutlak kontrol sahibi olamayacağımızı bilmek ve olayların yalnızca bizim çabalarımızdan ibaret olmadığını kabul etmek bize perspektif sağlayabilir. Yaşamınıza yüklediğiniz anlamı yeniden keşfedin, belki de yeniden hedefler belirlemek size pusula olabilir. (Friborg vd., 2005).
Psikolojik sağlamlık ve bahsi geçen becerileri, stres, kaygı ve depresyonla mücadelede önemli bir koruyucu faktör olduğu araştırmalarda karşımıza çıkmaktadır. Dayanıklılığı yüksek bireylerin, olumsuz yaşam olayları karşısında daha az kaygı yaşadıklarını ve depresyon tanısı alma risklerinin daha düşük olduğunu görmekteyiz. (Fletcher & Sarkar, 2013).
Bireyin kendini ifade edebilmesi, duygularını bastırmak yerine sağlıklı yollarla dışavurması ve problem çözme becerilerini geliştirmesi depresyon yaşama ihtimalini azaltır bir yerdedir. Öte yandan destekleyici aile ve arkadaş ilişkileri, olumsuz durumları kişisel başarısızlık olarak görmek yerine, geçici ve yönetilebilir olarak değerlendirmek de depresyona karşı kalkan görevi görebilmektedir.
Hayatın getirdiği zorluklara karşı güçlü durabilmek, bireyin sadece bu süreçleri atlatmasını değil, aynı zamanda kendini geliştirerek daha dirençli hale gelmesini sağlar. Psikolojik sağlamlığı geliştirmek, daha dengeli, mutlu ve başarılı bir yaşam sürmenin temel taşlarından biridir diyebiliriz.