Neden hep yanlış kişilere aşık oluyorum?
Neden hep benzer ilişkilere çekildiğinizi hiç düşündünüz mü? Duygusal ihtiyaçlarınız, geçmiş deneyimleriniz ve bağlanma biçiminiz, aşk hayatınızda tekrarlayan döngülerin oluşmasında etkili olabilir. Size iyi gelmeyen ilişkilerde neden kaldığınızı anlamak, kendi ihtiyaçlarınızı keşfetmek ve daha sağlıklı ilişkiler kurmak için ilk adım olabilir.
İlişkilerde tekrarlayan duygusal döngülere neden giriyoruz?
Bazı ilişkiler biter ama geride bıraktıkları duygular uzun süre bizimle kalır. Bir gün kendinizi yine benzer bir ilişkinin içinde bulursunuz. Duygularını açık bür şekilde ifade etmeyen, size yaklaşırken bir adım sonra uzaklaşıp kafanızı karıştıran veya ilişkinin sorumluluğunu sizin kadar üstlenmeyen birine yeniden bağlanmışsınızdır. Üstelik bütün bunları daha önce yaşamış olmanıza rağmen yine benzer bir ilişki döngüsüne girmişsinizdir.
Bir noktadan sonra da kendinize şu soruyu sormaya başlarsınız: Neden hep yanlış insanlara âşık oluyorum?
Bu sorunun yanıtı her zaman karşımıza çıkan insanların birbirine benzemesiyle ilgili değildir. Bazen ilişkilerde bizi çeken özellikler, duygusal ihtiyaçlarımız ve geçmiş deneyimlerimizdir ve bizi bildiğimiz şeyin güvenli olduğuna ikna ederek benzer bir ilişki döngüsünde kalmamıza iter.
Neden bize iyi gelmeyen insanlara ilgi duyarız?
Birinden hoşlanmakla o kişiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmek aynı şey değildir. Bazen bizi yoğun duygulara sürükleyen kişiler, ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek kişiler olmayabilir. Yani doğru kişi her zaman hoşlandığımız kişi değildir.
Mesela ilgisini zaman zaman gösteren ama sonra geri çekilen biri, kendinizi onun sevgisini kazanmaya çalışırken bulmanıza neden olabilir. Çünkü siz bu gayrete girmişsinizdir. Size yaklaştığında mutlu olur, uzaklaştığında ise neyi yanlış yaptığınızı düşünmeye başlarsınız. Bir mesajı, bir buluşmayı ya da küçük bir yakınlık işaretini uzun süre zihninizde taşırsınız.
Bu belirsizlik, ilişkinin duygusal açıdan daha yoğun yaşanmasına yol açabilir. Ancak yoğunluk her zaman sevginin derinliğini göstermez. Bazen belirsizlik, karşı tarafın ilgisini yeniden kazanma çabasıyla birleşerek kişiyi ilişkiye daha fazla bağlayabilir. Ve bu kişide siz olursunuz. Gösterdiğiniz sevilme ve ilişkide kalma çabası kendinizi doğru tanımızı engeller ve yanlış bir ilişki biçimine doğru sizi sürükler.
Sağlıklı bir ilişkide ise sürekli kendinizi kanıtlamak, sevilmeye layık olduğunuzu göstermek ya da karşı tarafın ne hissettiğini anlamaya çalışmak zorunda kalmazsınız. Yakınlık kadar tutarlılık ve güven de vardır. Bu nedenle travmatik süreçlerim tetiklenmesi ve bunları tekrarlamanız sağlıklı bir ilişki kurmaktan sizi uzak tutar.
Geçmiş deneyimlerimiz aşk hayatımızı nasıl etkiler?
İnsan ilişkilerinde neye alıştığı, yakınlığı nasıl deneyimlediği ve duygusal ihtiyaçlarının geçmişte nasıl karşılandığı, yetişkinlikteki ilişkilerini etkileyebilir.
Örneğin, çocukluk döneminde sevgi ve ilgi tutarsız biçimde deneyimlenmiş bir kişi, yetişkinlikte de yakınlığın zaman zaman kaybolduğu ilişkilere alışkın hissedebilir. Bu durum, kişinin mutlaka aynı ilişkiyi yaşayacağı anlamına gelmez. Ancak tanıdık gelen ilişki biçimleri, bazen sağlıklı olup olmadıklarından bağımsız olarak daha çekici algılanabilir. Kişi burada geçmişte kendisiyle kurulan ilişki biçimini sağlıklı görerek bugün de bunu duygusal ilişkilerinde sürdürebilir. Fakat ayrılık ve acı bu süreçte kişiler için kaçınılmazdır. Sağlıksız her ilişki kişilerin hayatın da sağlıksız sonuçlara neden olur.
Benzer şekilde, sevilmek için çaba göstermesi gerektiğini öğrenmiş biri, karşısındaki kişinin sevgisini kazanmayı bir hedef hâline getirebilir. İlişkinin içinde kendi ihtiyaçlarını geri planda tutarken diğer kişinin beklentilerini karşılamaya odaklanabilir.
Zamanla ilişkinin kendisi kadar, o ilişkide kabul görmek ve seçilmek de önemli hâle gelir. Kişinin hedefinde kabul görmek ve sevilme isteği artık kaçınılmazdır. Bunu elde edene kadar ilişkide kalamaya çalışır ve yıpranmaya başlar.
Bu süreçte kendinize soracağınız en doğru soru ise şudur: Ben bu kişiyi gerçekten tanıdığım ve bana iyi geldiğini gördüğüm için mi istiyorum, yoksa onun beni seçmesini istediğim için mi?
Duygularımızı anlamak ve kendimizi daha doğru değerlendirmek için bu soruyu sormak son derece önemlidir.
Birini sevmek için kendinizden vazgeçmek zorunda değilsiniz. Eğer hala bunun farkında değilseniz kendinizi ve duygularınızı anlamaya çalışarak fark etmeye başlayın.
Bazı insanlar bir ilişkiyi kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarını dile getirmekten kaçınır. Daha anlayışlı olmaya, daha az şey istemeye ve karşı tarafın davranışlarına sürekli açıklama bulmaya çalışır.
Aramayan birinin yoğun olduğunu, sözlerini tutmayan birinin zor bir dönemden geçtiğini, duygularını ifade etmeyen birinin geçmişte incindiğini düşünürler.
Elbette herkesin kendine özgü yaşantıları ve zorlukları vardır. Ancak bir insanın neden böyle davrandığını anlamak, bu davranışların sizi nasıl etkilediğini görmezden gelmenizi gerektirmez.
Birinin geçmişini anlayabilirsiniz ama onun yerine değişemezsiniz. Onun duygularını önemseyebilirsiniz ama kendi duygularınızı sürekli ertelemek zorunda değilsiniz.
İlişkide yalnızca karşı tarafın ne hissettiğine odaklanmak yerine, kendinize de şu soruları sormanız önemlidir:
- Bu ilişkinin içinde kendimi güvende hissediyor muyum?
- Duygularımı ve ihtiyaçlarımı rahatça ifade edebiliyor muyum?
- Karşımdaki kişinin davranışları söyledikleriyle örtüşüyor mu?
- Bu ilişkide kendim olabiliyor muyum, yoksa sürekli onun beklentilerine göre mi hareket ediyorum?
Bu soruların amacı bir ilişkiyi hemen bitirmek ya da birini suçlamak değildir. Amaç, kendi ihtiyaçlarınızı da ilişkinin önemli bir parçası olarak görebilmektir. Yoksa vbahsi geçen ilişki aslında tek tarafın sırtlandığı bir ilişki biçimine dönüşür.
Doğru ilişkiyi seçmek, önce kendimizi tanımakla başlar.
Tekrarlayan ilişki döngülerini değiştirmek, yalnızca farklı insanlarla tanışmakla gerçekleşmeyebilir. Bazen değişmesi gereken şey, ilişkilerde neleri kabul ettiğimiz, hangi davranışları sevgi olarak yorumladığımız ve kendi sınırlarımızı nasıl koruduğumuzdur.
Bir ilişkide heyecan hissettiğinizde hemen bağlanmak yerine, o kişiyi zaman içinde tanımaya çalışın ve acele etmeyin. Size ne söylediğinin yanında nasıl davrandığına da bakın. Birlikteyken hissettiğiniz yoğun duygular kadar, ilişkinin size huzur ve güven verip vermediğini de değerlendirin.
Unutmayın, birinden hoşlanmanız onun sizin için uygun bir partnee olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, bir ilişkinin sağlıklı olması da sürekli yoğun heyecan yaşamanızı gerektirmez.
Bazen alışık olduğumuz duyguların dışına çıkmak başlangıçta yabancı gelebilir. Daha tutarlı, açık ve güven veren bir ilişki ilk anda geçmişteki ilişkiler kadar çarpıcı hissettirmeyebilir. Bu nedenle duygusal çekimin yanında uyum, karşılıklılık ve güveni de değerlendirmek önemlidir.
Tekrarlayan ilişki örüntülerini anlamakta zorlanıyorsanız, benzer ilişkilerin neden yaşandığını keşfetmek ve kendi ihtiyaçlarınızı daha iyi tanımak için psikolojik destek almayı düşünebilirsiniz. Psikolojik danışmanlık sürecinde kişinin ilişki deneyimleri, bağlanma biçimleri, beklentileri ve sınırları üzerinde psikolog desteği size iyi gelebilir.
Belki de kendinize sormanız gereken soru çok farklıdır.
Belki de mesele, neden hep yanlış insanlara âşık olduğunuz değildir. Belki de asıl soru, size iyi gelmeyen bir ilişkinin içinde neden kalmaya devam ettiğinizdir.
Bu sorunun yanıtı kendinizi suçlamakta değil, duygusal ihtiyaçlarınızı anlamakta saklı olabilir. Çünkü bir ilişkinin içinde sevilmeyi istemek kadar, nasıl bir sevgiye ihtiyaç duyduğunuzu bilmek de bür o kadar önemlidir.
Sevilmek için sürekli çabalamak zorunda olduğunuz bir ilişkiyle, karşılıklı olarak emek verdiğiniz bir ilişki aynı şey değildir. Kendinizi tanıdıkça yalnızca kimden hoşlandığınızı değil, nasıl bir ilişkinin içinde iyi hissettiğinizi de daha net görebilirsiniz. Hatta tüm insanlarla olan ilişki anlayışınızı kendinizi tanıdıkça değiştirmeye başlar ve daha sağlıklı adımlar atarak iyi hissetme halinde olursunuz.
Sitemizde bulunan yazılar farkındalık yaratmak amaçlıdır, tıbbi tavsiye içermemektedir. Psikiyatrik tanıların yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından koyulabileceğini unutmayınız.