Müthiş Psikoloji MP Uygulamasından Açın
Aç
İlişkiler
6 dk okuma 6 okunma 0 beğeni

İlişkilerde Beklentiler ve Görünmez Sözleşmeler

İlişkilerde yaptığımız fedakârlıklar, bazen farkında olmadan karşılanmasını beklediğimiz görünmez sözleşmelere dönüşebilir. Çocukluk deneyimlerimizden beslenen bu beklentiler, karşılık bulmadığında kırgınlık ve değersizlik hissetmemize neden olabilir. Bu yazı, fedakârlıklarımızın ardındaki nedenleri fark etmenin, beklentilerimizi ifade etmenin ve kendi değerimizi başkalarının davranışlarından bağımsız görmenin önemini ele alıyor.

İlişkilerde Beklentiler ve Görünmez Sözleşmeler

"Ben olsam onun için bunu yapardım." Bu cümleyi kurduğumuz anlar, çoğu zaman basit bir kıyaslamadan fazlasını taşır: içinde kırgınlık, öfke ya da önemsenmediğimize dair bir sezgi saklıdır. Çünkü ilişkilerde bir şey verdiğimizde — kimi zaman farkında bile olmadan — bunun bir karşılığı olacağını varsayarız.

Davranışın Kendisi mi, Arkasındaki Neden mi?

Dışarıdan bakıldığında birbirinin aynısı görünen iki davranış, altındaki neden farklıysa bambaşka anlamlar taşıyabilir. Bir arkadaş için planını değiştirmek ya da partnerinin ihtiyacını öne almak başlı başına sorunlu davranışlar değildir; bunu gerçekten istediğimiz için yapıyor olabiliriz. Ancak aynı davranışları sevilmek, kabul edilmek ya da ilişkiyi kaybetmemek için yaptığımızda, davranışın içine görünmeyen bir beklenti de yerleşir.

Bu Beklentiler Nereden Geliyor?

Kökene inmek için çocukluğa dönmek gerekir. Bir çocuğun yalnızca fiziksel değil; görülmeye, anlaşılmaya, onaylanmaya ve güvenli sınırlara dair ihtiyaçları da vardır. Bu ihtiyaçların nasıl karşılandığı, ilişkileri nasıl anlamlandıracağımızı biçimlendirir.

Çabamız yalnızca yüksek not aldığımızda fark ediliyorsa, başarıyla değerli hissetmek arasında bir bağ kurarız. Uslu durduğumuzda övülüyorsak, kabulün yolunun az yer kaplamaktan geçtiğini öğreniriz. Başkasının ihtiyacını gözettiğimizde yakınlık artıyorsa, fedakârlıkla sevilmeyi eşleştiririz. Bunları çocukken açık cümlelerle düşünmeyiz; ama deneyimlerimizden "memnun edersem sevilirim", "ihtiyaç çıkarmazsam kabul görürüm" gibi örtük sonuçlar çıkarırız. Bir dönem gerçekten işe yaramış bir yolu yeniden denemek son derece anlaşılırdır — ve bu yollar çocuklukta kalmaz, yetişkin ilişkilerimize de taşınır.

Örneğin bir arkadaşımız görüşmek istediğinde, aslında dinlenmeye ihtiyacımız olduğu hâlde kendi planımızdan vazgeçebiliriz. Bunu yaparken "yapmazsam beni sevmez" diye bilinçli bir cümle kurmayız; tam tersine, yaptığımız şey bize son derece doğal gelir. Örüntüyü görünmez kılan da budur.

Fedakârlık Ne Zaman Borca Dönüşür?

"Yakın ilişkiler fedakârlık ister" cümlesi bir yanıyla doğrudur; hepimiz zaman zaman kendi planımızdan vazgeçer, karşımızdakine alan açarız. Asıl soru fedakârlık yapıp yapmadığımız değil, onu niçin yaptığımızdır.

Kendi ihtiyacımızdan vazgeçmek sevilmenin yollarından biri hâline gelmişse, o fedakârlığın içinde dile getirilmemiş bir beklenti birikir. Ve bir gün aynı arkadaş kendi ihtiyacını öncelediğinde şaşırırız: "Ben onun için bu kadar şey yaparken o bunu nasıl seçebilir?"

İşte burada, hiç konuşulmadan imzalanmış bir ilişki sözleşmesi vardır: Ben senin için kendimden vazgeçiyorsam, senin de benim için vazgeçmeni beklerim. Karşı tarafsa çoğu zaman böyle bir sözleşmenin tarafı olduğundan habersizdir. Bu yüzden bazı fedakârlıklar zamanla duygusal bir borca dönüşür; "ben bunu senin için yaptım" cümlesinin görünmeyen devamı, "zamanı gelince sen de yapmalısın"dır.

Karşılık Gelmediğinde

Beklediğimiz karşılığı göremediğimizde yaşadığımız yalnızca hayal kırıklığı olmaz; öfke, değersizlik ve sevilmeme duyguları da eşlik eder. Çünkü karşımızdakinin davranışını artık yalnızca onun tercihi olarak değil, bizim değerimize dair bir mesaj olarak okumaya başlamışızdır: "Demek ki beni yeterince önemsemiyor."

Kendi ihtiyacından vazgeçmeyi sevginin göstergesi sayan biri için, karşısındakinin kendi ihtiyacını seçmesi yalnızca bir tercih olarak kalamaz; ister istemez sevginin azaldığına dair bir kanıta dönüşür. Oysa aynı davranış, farklı bir gözle bakıldığında sadece o kişinin o günkü ihtiyacıdır.

Oysa önemli bir ayrım vardır. Karşımızdaki kişinin kendi ihtiyacını seçmesi, her zaman bizi değersizleştirdiği anlamına gelmez. Elbette bir davranış gerçekten kırıcı ya da sınır ihlali olabilir; bunu fark etmek, sınır koymak, hatta ilişkiden uzaklaşmak gerekebilir. Yine de şu cümleyi korumak mümkündür: Onun davranışı benim değerimi belirlemez.

Kendimize Sorabileceklerimiz

  • Bu ilişkide yaptığım şeyi gerçekten istediğim için mi yapıyorum; yoksa sevilmek, kabul edilmek ya da ilişkiyi kaybetmemek için mi?
  • Karşımdaki kişiden, hiç konuşmadığımız bir karşılık bekliyor muyum?
  • O bunu yapmadığında hissettiğim duygu, gerçekten yalnızca bugünkü olayla mı ilgili; yoksa daha eski bir örüntüye mi dokunuyor?
  • Verdiklerimi dile getirmeden karşılık beklemek, bu ilişkide bana ve karşımdakine ne yaşatıyor?

Çünkü ilişkilerdeki hayal kırıklıklarımızın kaynağı bazen karşımızdakinin yaptığı şey değil; onun, bizim sessizce kurduğumuz formüle uymamasıdır. Belki de mesele ne yaptığımız değil — neyi, neden yaptığımızdır. Bu sorunun peşine düşmek, hem verdiklerimizi daha özgürce verebilmenin hem de beklentilerimizi açıkça dile getirebilmenin ilk adımı olabilir.

Bu yazının özgün ve daha kapsamlı hâli ilk olarak ezgigunay.com adresinde yayımlanmıştır. Klinik Psikolog Ezgi Günay Özkan, yetişkinlerle bireysel psikoterapi görüşmelerini Çanakkale'de yüz yüze ve online olarak sürdürmektedir.

Sitemizde bulunan yazılar farkındalık yaratmak amaçlıdır, tıbbi tavsiye içermemektedir. Psikiyatrik tanıların yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından koyulabileceğini unutmayınız.