Müthiş Psikoloji MP Uygulamasından Açın
Aç
Kişisel Gelişim
7 dk okuma 2 okunma 1 beğeni

Neden Yapmak İstediğim Halde Başlayamıyorum?

Erteleme davranışı yalnızca motivasyon eksikliğinden kaynaklanmayabilir. Kaygı, olumsuz duygular ve kişinin kendi zihinsel süreçleri hakkındaki inançları da ertelemeyi sürdüren bir döngü oluşturabilir. Bu döngüyü anlamak, ertelemenin altında yatan nedenleri fark etmeye yardımcı olabilir.

Neden Yapmak İstediğim Halde Başlayamıyorum?

Erteleme Davranışı ve Metakognitif İnançlar: Ertelediğimizde Aslında Neyi Erteliyoruz?

Yapmamız gereken işi biliriz. Hatta yapmak da isteriz. Ancak işe başlama zamanı geldiğinde içimizde bir sıkışma hissi oluşabilir. Göğüste baskı, huzursuzluk, zihinsel bulanıklık… Bu hislerin geçmesini bekleriz.

“Önce bir kahve içeyim.” “Şurayı da toparlayayım.” “Biraz telefona bakayım, sonra başlarım.”

Peki, o anda gerçekten neyi erteliyoruz?

Her zaman zihnimizden geçen düşünceleri fark edemeyebiliriz. Bazen fark ettiğimiz ilk şey yalnızca hissettiğimiz duygudur. Görev yaklaştıkça kaygımız artar, bedenimiz gerilir ve zihnimiz dağılmaya başlar. Böyle anlarda öncelikle kendimizi sakinleştirmeye çalışırız.

“Biraz sakinleşeyim, sonra başlarım.”

Ancak kaygının geçmesini beklemek, bazen göreve başlamayı daha da geciktirebilir.

Erteleme Kısa Süreli Bir Rahatlama Sağlar

Telefonu elimize aldığımızda, kahve yaptığımızda ya da başka bir işle ilgilendiğimizde kaygımız bir süreliğine azalabilir. Bu nedenle erteleme, o an için işe yarıyor gibi hissedilir.

Ancak görev hâlâ oradadır. Zaman geçtikçe üzerimizdeki baskı artar ve sonunda artık erteleyemeyeceğimiz bir noktaya geliriz.

Bu noktada son ana kadar beklemek, bazen görevle ilgili yaşadığımız kaygıyı geçici olarak geri plana atmamızı sağlar. Fakat bu rahatlama, erteleme davranışının tekrarlanmasına da zemin hazırlayabilir.

Son Dakika Bize Ne Öğretir?

Son ana yaklaştığımızda baskı artar. Kişi, dikkatini dağıtacak şeylere daha az zaman ayırarak göreve daha yoğun odaklanabilir. İş tamamlandığında ise zihnimiz bu deneyimi şöyle anlamlandırabilir:

“Bak, yine son anda toparladım.”

Bu deneyimler tekrarlandıkça kişi, kendi zihinsel işleyişi hakkında bazı inançlar geliştirebilir:

“Baskı altında daha iyi odaklanıyorum.” “Baskı olmadan dikkatimi toparlayamıyorum.”

Bunlar, metakognitif inançlara örnektir. Metakognitif inançlar, kişinin kendi düşünceleri, dikkatini yönlendirme biçimi ve zihinsel süreçleri hakkında geliştirdiği inançlardır.

Metakognitif İnançlar Her Zaman Aynı Değildir

Bazı inançlar, ertelemenin kişiye fayda sağladığı düşüncesiyle ilişkilidir. Örneğin:

“Ertelediğimde zihnim daha iyi çalışıyor.” “Son dakikada daha iyi odaklanıyorum.” “Ertelemek, zor bir karar üzerinde düşünmem için bana zaman kazandırıyor.”

Bunlara olumlu metakognitif inançlar denir. Buradaki “olumlu” ifadesi, bu inançların yararlı veya sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Kişinin ertelemenin kendisine bir fayda sağladığına inanmasını ifade eder.

Bazı inançlar ise kişinin kendi zihinsel süreçlerini kontrol edemediği düşüncesiyle ilgilidir:

“Düşüncelerimi kontrol edemiyorum.” “Aklıma bir şey takıldığında onu durduramıyorum.” “Kaygılı olduğumda dikkatimi toparlayamıyorum.”

Bunlar da olumsuz metakognitif inançlar olarak adlandırılır.

Bir kişi aynı anda hem olumlu hem de olumsuz metakognitif inançlara sahip olabilir:

“Ertelemek bana zaman kazandırıyor ama artık ertelememi kontrol edemiyorum.”

İşte bu noktada erteleme, yalnızca bir davranış olmaktan çıkarak kişinin kendi zihinsel işleyişi hakkındaki inançlarıyla birlikte devam eden bir döngüye dönüşebilir.

Erteleme Döngüsü Nasıl Güçlenir?

Zamanla kişi, erteleme deneyimlerinden kendi zihinsel işleyişi hakkında bazı sonuçlar çıkarmaya başlayabilir.

Göreve başlamadan önce kaygılandığında ertelemek kısa süreli bir rahatlama sağlıyorsa zihin, bu rahatlamayı erteleme davranışıyla ilişkilendirebilir. Görev son dakikada tamamlandığında ise “Yine de yaptım.” düşüncesi, baskı altında daha iyi çalıştığı inancını güçlendirebilir.

Böylece bir sonraki görevle karşılaştığında kişi, yalnızca yapması gereken işi değil, kendi zihinsel süreçlerini de değerlendirmeye başlar:

“Ben zaten baskı olmadan çalışamam.” “Kaygılıyken dikkatimi toparlayamam.” “Biraz daha beklersem daha iyi odaklanırım.”

Bu düşünceler, kişinin göreve yaklaşımını etkileyerek ertelemeyi yeniden kolaylaştırabilir. Erteleme kısa vadede rahatlama sağladıkça ve işler son anda tamamlandıkça kişi, kendi zihni hakkında geliştirdiği bu inançlara daha fazla güvenebilir.

Böylece erteleme, yalnızca yapılması gereken işi geciktiren bir davranış olmaktan çıkar. Kişinin duyguları, dikkatini yönlendirme biçimi ve kendi zihinsel işleyişi hakkındaki inançlarıyla birlikte sürdürülen bir döngüye dönüşür.

Her Ertelemenin Nedeni Aynı Olmayabilir

Erteleme her zaman kaygıdan kaynaklanmaz. Bazı kişiler için bir görevin sıkıcı veya zihinsel olarak yorucu olması, işe başlamayı zorlaştırabilir. Bazıları hata yapmaktan, yetersiz kalmaktan ya da beklentileri karşılayamamaktan çekinebilir. Bazıları ise görevi düşünmeye başladığında ortaya çıkan huzursuzluktan uzaklaşmak isteyebilir.

Bu nedenle “Neden erteliyorum?” sorusunun her zaman tek bir cevabı olmayabilir. Hatta aynı kişi, farklı görevleri farklı nedenlerle erteleyebilir.

Önemli olan, ertelemenin altında yatan nedeni otomatik olarak varsaymak yerine o anda kişinin zihninde ve bedeninde neler olduğuna dikkat edebilmektir.

Bazen ertelenen şey yalnızca görev değildir. Görevin kendisiyle birlikte ortaya çıkan kaygı, sıkıntı, yetersizlik hissi veya zihinsel yük de erteleme davranışının bir parçası olabilir.

Ertelemeyi Anlamak İçin Kendimize Hangi Soruları Sorabiliriz?

Erteleme davranışını anlamak için yalnızca “Neden yapmıyorum?” diye sormak yerine, “Göreve başlamam gerektiğinde bende neler oluyor?” sorusuna da odaklanabiliriz.

Kendimize şu soruları sorabiliriz:

  • Ne hissediyorum?
  • Bedenimde neler oluyor?
  • Ertelemek beni neyden koruyor?
  • Kaygı bana ne yaptırıyor?
  • Bu duygudan kurtulmak için ne yapıyorum?
  • Geçmişteki deneyimlerim, kendi zihnim hakkında bana ne öğretti?

Bu sorular, erteleme davranışının altında yatan duygu ve düşünceleri fark etmemize yardımcı olabilir. Böylece yalnızca ertelediğimiz işe değil, o işi yapmaya çalışırken yaşadığımız içsel deneyimlere de odaklanabiliriz.

Çünkü bazen sorun, işi yapıp yapamayacağımız değildir. Asıl mesele, işe başlamamızı zorlaştıran duygu ve düşüncelerle nasıl başa çıktığımızdır.

Sitemizde bulunan yazılar farkındalık yaratmak amaçlıdır, tıbbi tavsiye içermemektedir. Psikiyatrik tanıların yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından koyulabileceğini unutmayınız.