Bir Kaybın Ardından: Yas, Depresyon ve Melankoli
Depresyon, yas ve melankoli birbirine benzeyen ancak farklı anlamlar taşıyan deneyimlerdir. Kayıplar yalnızca hayatımızdan çıkan insanları değil, onlarla birlikte kurduğumuz hayalleri, alışkanlıkları ve kendimize dair algımızı da etkileyebilir. Peki, yas tutarken aslında kendimizden neleri kaybederiz? Depresyon ve melankoliyi birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
İnsan hayatı boyunca kayıplarla, ayrılıklarla, hayal kırıklıklarıyla ve kimi zaman nedenini tam olarak açıklayamadığı bir iç sıkıntısıyla karşılaşır. Bu deneyimler bazen geçici bir üzüntü olarak yaşanırken bazen de kişinin dünyayla, kendisiyle ve gelecekle kurduğu ilişkiyi derinden etkileyebilir. Peki yaşadığımız her derin üzüntü aynı anlama mı gelir?
Depresyon nedir?
Depresyon, yalnızca kişinin kendisini üzgün hissetmesi ya da günlük hayatta karşılaştığı zorluklar karşısında mutsuz olması değildir. Kişinin düşüncelerini, duygularını ve günlük yaşamını etkileyen bir ruhsal bozukluktur. Depresyon yaşayan bir kişi eskiden keyif aldığı şeylerden artık zevk alamayabilir, kendisini sürekli yorgun, isteksiz, umutsuz veya değersiz hissedebilir. Günlük sorumluluklarını yerine getirmek, insanlarla iletişim kurmak ve geleceğe dair olumlu düşünmek de zorlaşabilir. Bu durum her zaman belirgin bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz; bazen kişi neden böyle hissettiğini kendisi de tam olarak anlayamayabilir. Peki, depresyonu anlamak için yalnızca belirtilere bakmak yeterli midir? Kişinin yaşadıkları, kayıpları ve bu deneyimlerle kurduğu ilişki de depresyonu anlamada önemli olabilir. Psikanalist Darian Leader'ın ifadesiyle:
“Depresyon dediğimiz şey, çoğu zaman tutulamayan yasın gölgesidir.”
Yas nedir?
Yas, bir kayıp karşısında yaşadığımız duygusal ve psikolojik süreçtir. Bu kayıp yalnızca sevdiğimiz birinin ölümü değil; bir ilişkinin sona ermesi, bir umudun yitirilmesi ya da geçmişteki kendiliğimizden uzaklaşmak da olabilir. Psikiyatrist Vamık Volkan'ın ifadesiyle, “Yaslarımız, parmak izlerimiz kadar kişiseldir.” Çünkü her insanın kayıpları, ilişkileri ve geçmiş deneyimleri farklıdır. Aynı kaybı yaşayan iki kişi bile birbirinden farklı biçimlerde yas tutabilir. Vamık Volkan'a göre her kayıp bir keder yaratabilir, geçmişte yaşadığımız kayıpları yeniden hatırlatabilir ve yasın işlenmesi zamanla büyüme ve yenilenme için bir fırsat oluşturabilir.
Yas çoğu zaman yalnızca üzüntü, acı ve özlem gibi duygularla ilişkilendirilir. Oysa kaybettiğimizde yalnızca bir insanı ya da bir şeyi değil, onunla birlikte kurduğumuz alışkanlıkları, hayalleri ve anlamları da yitirebiliriz. Birinin yokluğu, hayatımızdaki yerinin yanı sıra kendimizi nasıl gördüğümüzü ve dünyayla nasıl ilişki kurduğumuzu da değiştirebilir. Bu nedenle yas, yalnızca bir yokluğa alışmak değil, kayıptan sonra değişen hayatımızı yeniden anlamlandırma sürecidir. Vedalaşmak da bu sürecin bir parçasıdır; yaşananları silmek ya da unutmak değil, kaybın gerçekliğini kabul ederek onunla kurduğumuz ilişkiye yeni bir biçim kazandırmaktır.
Melankoli nedir?
Melankoli, yalnızca üzgün hissetmekten ya da geçmişe özlem duymaktan ibaret değildir. Bazen bir kaybın ardından, o kayıpla birlikte kendimizden neleri yitirdiğimiz de önem kazanır. Darian Leader'ın da üzerinde durduğu gibi, mesele yalnızca kimi kaybettiğimiz değil, kaybettiğimiz kişide ya da ilişkide bizim için neyin anlam taşıdığıdır. Çünkü birini kaybettiğimizde onunla birlikte sevilme duygumuzu, aidiyetimizi veya geleceğe dair hayallerimizi de yitirebiliriz.
Sigmund Freud, Yas ve Melankoli adlı makalesinde bu iki kavram arasındaki farkı ele alır. Yas sürecinde kişi çoğunlukla kimi ya da neyi kaybettiğinin farkındadır. Melankolide ise kaybedilen kişide tam olarak neyin yitirildiğini anlamak daha zor olabilir. Kişi kaybın acısını kendisine de yöneltebilir; kendisini değersiz, yetersiz veya suçlu hissedebilir. Melankolinin en zor yanı, insanın neyi kaybettiğini tam olarak anlayamadığı hâlde kendisinde bir eksiklik hissetmesidir.
Freud'un melankoli kavramı, günümüzdeki depresyon tanısıyla bütünüyle aynı değildir. Bununla birlikte kişinin kendisini değersiz hissetmesi, yoğun suçluluk yaşaması ve benlik algısının zarar görmesi gibi durumlar bazı depresif deneyimlerle kesişebilir. İki kavramı birbirinden ayırmak, yaşanan duygusal sıkıntıyı daha dikkatli değerlendirmemize yardımcı olur.
Kayıplarımızla Birlikte Kendimizden Neleri Yitiririz?
Kaybettiklerimiz için yas tutarken bazen yalnızca hayatımızdan çıkan birinin değil, o kişiyle birlikte olduğumuz hâlimizin de yasını tutarız. Bir ilişkide hissettiğimiz güveni, kendimizi ait hissettiğimiz bir dünyayı veya bir zamanlar mümkün olduğuna inandığımız geleceği kaybedebiliriz. Bu nedenle yas, yalnızca geçmişte kalan birine duyulan özlem değil, kendimizde değişen ve artık eskisi gibi olmayan şeylerle de yüzleşmektir.
Darian Leader, bu durumu şu sözlerle ifade eder:
“Kaybettiklerimiz için yas tuttuğumuzda, iyi ya da kötü kendimiz için de yas tutarız. Eskiden olduğumuz ve artık olmadığımız kişinin yasını tutarız. Günün birinde hiç var olmayacağımız için yas tutarız.”
Bu söz, yasın yalnızca kaybedilen bir kişiye ya da şeye yönelik olmadığını; kendi geçmişimizle, değişimimizle ve faniliğimizle de ilişkili olabileceğini hatırlatır. Bazen bir kayıp, geride bıraktığımız hayatı ve artık olamayacağımız kişiyi de düşünmemize neden olur. Bu yüzden yas tutmak, yalnızca bir yokluğu kabullenmek değil, kayıptan sonra kim olduğumuzu ve hayatımıza nasıl devam edeceğimizi yeniden anlamlandırma sürecidir.
Duyguları yazıya dökmek, uyku düzenine özen göstermek, güvendiğimiz insanlarla bağ kurmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak bu süreçte bize yardımcı olabilir. Ancak herkesin yas tutma biçimi farklıdır ve iyileşmenin belirli bir takvimi yoktur. Önemli olan, kendimizi hemen toparlanmaya zorlamak yerine yaşadıklarımızı anlamaya çalışmak ve ihtiyaç duyduğumuzda destek almaktır.
Kaynakça:
- Volkan, Vamık D. ve Zintl, Elizabeth. (1993). Grief . New York: Charles Scribner’s Sons. Leader, Darian. (2008).
- Life After Loss: The Lessons of The New Black: Mourning, Melancholia and Depression London: Hamish Hamilton.
- Freud, S. (1917 [1915]). “Mourning and Melancholia” ( The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud XIV, s. 243–258.
- Yas ve Melankoli, Cilt Freud, S. (1917 [1915]). “Mourning and Melancholia” (Yas ve Melankoli). The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Cilt XIV, s. 243–258
Sitemizde bulunan yazılar farkındalık yaratmak amaçlıdır, tıbbi tavsiye içermemektedir. Psikiyatrik tanıların yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından koyulabileceğini unutmayınız.