Yaşadığımız Hayatın Gerçeklik Algısını Sorgulatan 9 Distopik İçerikli Film

5-5

Metropolis (1927)

“El ve beyin arasındaki aracı, kalptir.”

Bu film sadece döneminin değil, tüm zamanların en üstün bilim kurgu yapıtlarının başında yerini alır. Endüstrileşme çağına geçilen bir dönemde, yönetmen Fritz Lang’ın gelecek tasarımı da bundan payını alır. İnsanlar, yeraltında makinelerle birlikte yaşayan işçi sınıfı ve yukarıda daha konforlu bir yaşam süren yönetici sınıf olarak ikiye ayrılmıştır. Lang, bölünmüş toplumsal yapıyı, insanı bir aşktan yola çıkarak, uzlaştırmaya çalışır. Dönemine göre mükemmel bir şehir tasarımı vardır. Film, kendisinden sonra gelen bütün bilim kurgu filmlerini etkilemiştir.

1200-1

Alphaville (1965)

“Artık sadece iletişim araçları var, iletişimin kendisi yok”

Amerikalı özel dedektif Lemmy Caution, başka bir gezegendeki baskıyla yönetilen bir ülkenin başkenti Alphaville’e gelir. Amacı ülkenin başkanına suikast düzenlemektir. Alpha 60 isimli başkan aslında insan benzeri bir robottan başka bir şey değildir.Ne var ki Lemmy olaylar esnasında çekici bir kadın olan Natacha’yla tanışıp aşık olur. Güzel kadın, Alpha 60’ı tasarlayan bilim adamının kızıdır. Lemmy, Natacha’yı bu distopik şehirden kurtarma mücadelesi yaşayacaktır.

departures-fahrenheit-inline-1

Fahrenheit  451 (1966)

“Eğer dünya kitap okumayanlarla, öğrenmeyenlerle, bilgisizlerle dolmaya başlarsa,kitapları yakmak zorunda kalmazsınız, değil mi?”

Ray Bradbury’nin kitapsız bir geleceğe dair bilim kurgu başyapıtı niteliğindeki romanı, usta yönetmen François Truffaut’nun yorumlamasıyla bir klasik haline geldi. Montag  devlet tarafından kitapları yakmak üzere görevlendirilmiş bir itfaiyecidir. Kitap okumaya cesaret eden devrimci öğretmen Clarisse’le tanışınca kendisini bir çıkmaz içinde bulur.

a-clockwork-orange-1

Otomatik Portakal (1971)

““İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.”

İnsani değerlerin yok olmaya yüz tuttuğu bir gelecekte, Britanya’da geçen film şiddet bağımlısı gençlerden kurulu bir çetenin, çevrelerine saçtığı dehşet ve korkuyu işleyerek bir korku imparatorluğunun resmini çizmektedir. Çetenin lideri Alex, işler çığırından çıkınca yakalanır ve gözaltına alınır. Ama hapse atılmaz; cezası bir şiddet deneyine kobay olarak kullanılmak olur. Alex’in, insan doğasına aykırı olan bu deneyde neler yaşayacağını izleyeceğiz.

eded8ebf485675e9a782c987f208a79b

Logan Run’s (1976)

2274 yılının kıyamet sonrası dünyasında insanlık kapalı bir kubbenin içinde yaşamını sürdürmektedir. Logan da bu hayatın içinde pasif bir yaşam tarzı içerisindedir. O, gününü gün ederken girdiği tek gecelik bir ilişkide Fracis’le tanışır. Güzel kadın Logan’ın sistemi sorgulamasını sağladığında, dışardaki dünyaya ‘kaçış’ları başlar. Platon’un “mağara alegorisine” atıflarda bulunan bir filmi seyretme imkanı buluruz.

4.2.3

Stalker (1979)

“Dünya kesin kanunlarla yönetiliyor ve çok sıkıcı…”

Belirsizliklerle dolu zone adı verilen bir mekana biri profesör, biri yazar ve iz sürücü olmak üzere 3 kişi gitmeye karar verir. O sahneye kadar renk dili üzerinden film anlatılır. Filmde bölgeye geçince renkte canlılık olur. Belki de hakikate gidilen yolun olduğu mesajını vermek için yapılmıştır. Bölgeyi özel kılan taraf ise gidenlerin bir daha asla geri dönmediğidir.  Ve odaya gelirler. İnsanlık için umut kapısı olan bu yer aydınların zihnini allak bullak etmiştir. Bir hakikate yolculuk etmenin bedeli ne olabilir?

brazil

Brazil (1984)

“Şüphe güveni getirir.”

1985 yılı için döneminin bir hayli ötesinde çekilen Brazil distopik filmlerin en önemlilerinin başında geliyor. Günümüzden çok uzak bir gelecekte geçen film insanoğlunun distopik sonlarından birini ele alıyor. Konusu, son derece fütüristik ve karanlık bir atmosfere evrilen bu dünyada yaşayan insanlardan biri olan Sam Lowrey, sıradan bir devlet memuru. Fazlasıyla bunaldığı işinden ve teknolojininden  kaçmasının tek yolu ise hayal ve rüyalarına sığınmak. Rüyalarında her daim kendisini bekleyen figür tanımasa da kurtardığı gizemli bir kadındır.

matrix

Matrix (1999)

“”Dürtülerini inkar etmek bizi insan yapan şeyleri inkar etmektir.”

Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson , gecelerini “Neo” adı altında program kırarak ve Matrix’i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity  ve Morpheus  ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simülasyon olduğu gerçeğini öğrendikten sonra ordan kurtarılır ve Morpheus’un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra simülasyona tekrar girerek Matrix’in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.

i-robot-cover

I, Robot (2004)

“Bir robot insanlara mutlaka ve her koşulda itaat etmelidir.”

Filmde; 2035 yılında, robotların insan hayatının merkezine kurulduğunu fark ederiz.  Del Spooner, bir şeylerin yolunda gitmediğini fark edecek, sahip olduğu hayatın gerçek olup olmadığını sorgulamaya başlayacaktır. Filmde; teknolojinin ilerlemesiyle, insanların pasifleştiği, robotların yapay hayatın “öznesi” durumuna geldiğini görüyoruz. Del Spooner ise burada şüpheci ve sorgulayan bir bakış açısı ile olayların seyrini değiştirecektir.

 

 

 

 

Yorumlar

PAYLAŞ