Varoluşun ve Hayatın Anlamını Sorgulatan 15 Felsefi Kitap

 

9789750715709_front_cover

Albert Camus / “Yabancı” ( 1942)

“Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleriyle de insanlaşır.”

Albert Camus, 20.yy’da yaşamış ama eserleriyle ünü çağının ötesinde olan yazarlardan biridir. Varoluşçuluk felsefesi akımının doğrultusunda eserlerini yazma fırsatı bulmuştur. Onun en önemli eseri ve günümüzde de popüleritesi bitmeyen “Yabancı” kitabıdır. Kitabın konusu, Meursault yaşadığı hayata, çevresinde olan olaylara kayıtsız ve yabancı bir profil çizer. Camus eserinde, topluma yabancılaşan bir bireyin kendi kurduğu ütopyası ve toplum gerçekleri arasındaki sıkışmışlığını anlatır.

0000000364168-1

Fyodor Dostoyevski / “Yeraltından Notlar” (1854)

“Hayat acılarıyla ve kederleriyle de güzeldir.”

Dostoyevski, Rus Edebiyatı’nın en önemli ve üretken yazarlarındandır. Sanat, disiplinlerarası bir yapıya sahip olduğu için o kendinden sonra gelen birçok yazarı ve yönetmenide etkilemiştir. Yeraltından Notlar, Türk Sineması’nda, Zeki Demirkubuz tarafından “Yeraltı” adı ile sinemaya uyarlanmıştır. Yeraltından Notlar, Dostoyevski’nin metafizik konuları harmanladığı ilk felsefi kitabıdır. Romanda, klostrofobik mekan tasviri, uzun monologlar ve bir insanın ruhundaki çürümeleri okuruz. Yeraltı adamının itirafları, serzenişleri insanlardan nefreti ve hayata dair kopukluğuna okuyarak şahit oluruz.

boyle_buyurdu_zerdust

Friedrich Nietzsche / “Böyle Buyurdu Zerdüşt” (1883)

“İnsanlarla bir arada olmak kişiliği bozar, bir de kişilik yoksa.”

Nietzsche’nin ‘olgunluk’ çağı eseridir. Eserinde birçok aforizmaya yer vermiştir. Bunu yaparken de okuyucuyu derin okyanuslarda düşündürme imkanı sunmuştur. Kitapta ‘üstinsan’ kavramını irdelemiştir. O, inanç üzerine varoluşçu bir bakış açısı sunmuştur. Romanında bir psikolog ve sosyolog gözüyle yazdığını görüyoruz. Bu kitap, bir edebi metinden ziyade felsefi bir kimliğe sahiptir.

2a2a3d7685ac345e9a2ef53c8a8b0d92

Lev Tolstoy / “Anna Karenina” (1877)

“Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”

Tolstoy, bu romanda ‘aile’ konusunu çok farklı bir bakış açısı ile sunmuştur. Romanla birlikte Rusya dönemindeki hayata, evlilik dışı bir ilişkiye rus insanının bakışını ele alır. Anna Karenina, bürokrat ve mevkili eşiyle ve bir oğluyla dışarıdan mutlu bir evlilik profili çizer. Halbuki kendini yalnız ve maskeli bir hayatın içinde bulduğununda farkındadır. Anna Karenina, bir gün eşini aldattığı ortaya çıkan ağabeyi Prens Stepan Arkadyaviç’i Moskova’daki evine, karı-kocayı barıştırmak üzere gider ve orada Vronski adlı bir genç kont ile tanışır. Hem evliliğinin hem de hayatının değişimini yaşayacağını o da bilmemektedir.

varolmanin_dyanilmaz_hafifligi

Milan Kundera / “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” (1984)

“Cennete duyulan özlem insanın insan olmamaya duyduğu özlemdir.”

Milan Kundera’nın çok ses getiren bir kitabıdır. Yaşam bir soru işaretidir. Ve bizim onu çözemememiz varoluşsal bir durum yaratır. Kitabın ön hikayesinde Tereza ve Tomaz’ın karı- koca ilişkisi anlatılırken, arka yüzünde ise SSCB’nin Çekoslavakya işgalini ele alır. Hem ülke olarak hem de insan ilişkilerinde derin bir ‘yaşam savaşı’ vermenin hikayesini okuruz.

denemeler-montaigne_780x1125-ikmer4m38w

Montaigne / “Denemeler” (1580)

“Ben ne isem, ne durumdaysam, eylemlerim de ona göre, ona uygun olur.”

Montaigne: “Her şeyini başkalarıyla paylaşsan da, özünü hep kendine sakla“ der. Montaigne’ye göre insan, öncelikle kendini keşfedebilmeli ve tanımalıdır. Denemeler eserinde, birçok önemli filozoftan da referans almış ve bir başyapıt oluşturmuştur.

d-c3-b6n-c3-bc-c5-9f-c3-bcm

Franz Kafka / “Dönüşüm” (1915)

“Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklık ardında yaşıyor.”

Dönüşüm, varoluşçu felsefesinin en kült ve popüler kitaplarındandır. Gregor Samsa, kapitalist dünya düzeninin dayattığı bütün baskılara ve kendini bu sistemden sıyırmaya çalışıp özgürlüğü keşfetmeye çalışan bir birey profili çizer. Yaşamı nefret ve korku içinde yaşamanın, topluma göre öteki olmanın bedelini öder.

 

pys-ktp-00033

Jean Paul Sartre / “Bulantı” (1938)

“Günce tutmanın tehlikeli yanı budur sanırım. İnsan her şeyi büyütmeye, tetikte durmaya, doğruları durmadan zorlamaya kalkar.”

Bulantı, 20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden Jean-Paul Sartre’nin ilk romanıdır. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçu akımın sözcülüğünü üstlenen Sartre, adını 1938’de yayımlanan bu romanıyla duyurmuştu. Günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi anlatır. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin’in kendi bedenine de yönelikti. Roman, Roquentin’in geçirdiği değişimi anlatır.

0000000025811-1

Nikos Kazancakis “Zorba” (1946)

“Bazen içimden, küçük bir anı alıp karşılığında bütün hayatımı veresim geliyor.”

 Hayata dair derin bir boşluk yaşayan yazar, bir gün her şeyden elini eteğini çeker ve Yunan Adalar’ındaki madenini işletmeye gider. Orada hayata tutku ile bağlı olan Zorba ile tanışıp hayata bakış açısını değiştirecektir. Yazar, hayata bir hapishanedeymiş gibi bakmanın insanı bir yere getiremeyeceğini de görür. Ayrıca kitapta, Yunan halkının yaşamını ve toplumsal değerlere bakış açısınıda okuma şansı buluruz.

1984-by-opallynn-d4lnuoh

George Orwell / “1984” (1949)

“Bize duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz.”

George Orwell’ın en popüler kitabı olan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin yazdığı distopik bir romandır. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, anlatılmıştır. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır.

cesur-yeni-du%cc%88nya

Aldous Huxley / “Cesur Yeni Dünya” (1932)

“İnsan eğer sorgulamaksızın kabullenmeye şartlandırılmamışsa, mutluluk, gerçekten çok daha zor bir uğraş.”

Aldous Huxley, bu eserinde ‘sosyal hicivci’ tarafını konuşturmuştur. Toplumda bireylerin pasifleştiği sanata dair; insanın düşünmesini ve duygularını harekete geçirecek her şeyin yok edildiği bir toplum düzeni kurulmuştur. Ve kitapta, bu düzende bireyin nesnelleşmesi ve kendi özünden sıyrılmasını okuruz.

fahrenheit-fourfiveone

Ray Bradbury / “Fahrenheit 451” (1953)

“Sadece söylemek zorunda olduğum şeyleri dinleyecek birini istiyorum.”

“Kitapların olmadığı bir gelecek hayal edebiliyor musunuz? Hayatını kitapları yakarak kazanan İtfaiyeci Montag’in hikâyesini okurken kitaplarınızın değerini daha iyi anlayacaksınız… Aynı zamanda bu kitabı, ünlü Fransız yönetmen François Truffaut sinemaya da uyarlanmıştır. İnsanların düşünmesinin yasaklandığı bir distopik toplumu okuruz.

0000000283971-1

Lev Tolstoy / “İtiraflarım” (1882)

”Çok bilgelikte çok keder var; ve bilgisini artıran kederini artırır. “

Tolstoy’un insanın varoluşu üzerinden etik, ahlak, inanç gibi felsefi konu ve sorunları deneme tarzında tartıştığı bir felsefi kitaptır. Eserde, hayatın anlamsızlığı ve tutunduğu bütün dalların teker teker kırıldığını, onu hayata bağlayan bir şeyin kalmadığını okuyoruz.

Anthony Burgess / “A Clockwork Orange” (1962)

clockworkcovers_0006

“Doğruyu görür, onaylar ama yanlışı yaparım.”

Toplumsal bir eleştiri niteliği taşıyan ve sığ kalıplara sığdırılmaya çalışılan insanları anlatan etkileyici bir kitaptır.

 

siddharta

Herman Hesse ” Sıddhartha” (1922)

“Ah Sıddharta, acı çekiyorsun; aslında gülünecek birşey için, yakında senin de gülüp geçeceğin birşey için acı çekiyorsun.”

Sıddhartha, Hermann Hesse’nin doğu felsefesinden ilham olarak oluşturduğu eseridir. 0, hümanist bir felsefi bakış açısı ile hikayeyi anlatıyor.

 

Yorumlar

PAYLAŞ