Türk Edebiyatından Mutlaka Okumanız Gereken 8 Psikoloji Romanı

 

1. Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar

0000000067770-1

Tanpınar, kültürümüzü bir “iç âlem medeniyeti”nin tezahürü olarak görür. Bu medeniyeti, belirli bir ahlâkı taşıyan “mânevi vazifelerine inanmış, muayyen bir ruh nizamından geçmiş, nefislerini terbiye etmiş” insanlar meydana getirmiştir. Huzur’un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini “huzur”a kavuşturacak bir “iç nizam”ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Ancak bütün bunların üzerinde romana hâkim olan Mümtaz’la Nuran’ın aşklarıdır. İstanbul, bu aşkın yaşandığı çevre olmaktan çıkarak, âdeta bir roman kahramanı gibi ele alınır. Huzur için, belli bir dünya görüşüne, bir hayat nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının “huzursuzlukları”nı dile getiriyor denebilir.

2. Kürk Mantolu Madonna – Sebahattin Ali

Ekran Resmi 2016-08-28 14.17.29

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum “Kürk Mantolu Madonna”yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.”

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

3. Tutunamayanlar – Oğuz Atay

Ekran Resmi 2016-08-28 14.28.06

Tutunamayanlar, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay’ın bu ilk romanını “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak niteler. Moran’a göre “Oğuz Atay’ın mizah gücü ve duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar’ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır.” Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, “saldırısı tutunanların anlamayacağı, rededeceği türden bir romanla yapar.”

4. Araba Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem

f234c58dff3fd8705ca4f3271b79bf5b

II. Abdülaziz Dönemi’nin ardından Osmanlı’da esen Batılılaşma rüzgârları günlük hayatta önemli değişimlere neden olmuştur. Bu değişimler, kimi alanlarda önemli ilerlemelere yol açarken kimi alanlarda da bir tür çarpıtmaya dönüşür.

Araba Sevdası’nda, Bihruz Bey’in Periveş Hanım’a duyduğu romantik aşkın perde arkasında Tanzimat’la birlikte gelen değişimlerin toplum üzerindeki çarpık yansımaları büyük bir ustalıkla verilir. Fransızcaya ve Fransız stili bir yaşama büyük hayranlık duyan Bihruz Bey, Batılılaşmadan yanlış yönde etkilenmenin tipik bir örneği olarak sunulmaktadır.

5. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu – Peyami Safa

Ekran Resmi 2016-08-28 14.18.47

Yalnız ve hasta bir çocuğun çocukça aşkını ve ızdırabını; mesut olmak isteyen bir genç kızın temiz sevgisini; inanmak arzusu bütün benliğini saran bir insanın kuruntularını ve çıplak hastane duvarlarında yankılanan sessiz hıçkırıkları anlatır. Peyami’nin kendi geçmişinden izler taşıyan bu romanda mutluluğu ve felaketi aynı etkileyicilikle anlatma gücüne hayran kalacaksınız.

6. Handan – Halide Edip Adıvar

Ekran Resmi 2016-08-28 14.21.05

Ben artık zelil ve sefil bir günahkâr oldum. Ben artık tarihin en mel un çehresi Yehuda’ya bir nazire oldum. Yehuda nasıl dünyanın pek muazzez bir simasını, efendisini birkaç dinar için sattı ise ben de dünyanın beni en çok sevmiş bir ruhunu, o ruhun hududu olmayan emniyetini, muhitini sattım, dünyada en çok sevdiği bir şeyin kalbini ondan çaldım.
Halide Edib Adıvar, kendisine asıl ününü kazandıran yapıtlarından biri olan Handan’daevlilik ve aşk ilişkilerini konu alır. İngiliz terbiyesiyle yetişmiş Handan, 11. Abdülhamid rejimine karşı mücadele eden Nâzım’ı reddederek Hüsnü Paşa ile evlenir, ama mutlu olmaz. Mutsuzluğu onu bir beyin kanamasına ve bilinç kaybına götürür.

7. Eylül – Mehmet Rauf

eylulfb4629c097a7d3736fb974cb644fb63a

Servet-i Fünun döneminin en önemli romancılarından biri olan Mehmet Rauf’un Eylül’ü psikolojik roman türünün yazınımızdaki ilk örneğidir. Umutsuz bir aşkı psikolojik boyutuyla anlatan bu başyapıtın, Kemal Bek tarafından günümüz Türkçe’sine uyarlanmış basımını sunuyoruz sizlere. Uyarlama S.I. Sedes’in 1946’da yaptığı, Hilmi Kitabevi’nce yayımlanan kaleminden çıkmış biçimiyle yeni harflerle basımı yoktur. Bir Servet-i Fünun dönemi yapıtının günün diline uyarlanmasına, yapıtın dil özelliklerinin kaybolacağı düşüncesiyle karşı olanlar da vardır; ancak, çağdaşı bütün yazarlar gibi Mehmet Rauf da dönemin Arapça, Farsça ve Türkçe öğelerden oluşan yazı dili Osmanlıca’yla yazmış, onun ve çağdaşlarının en çabuk eskiyen yanları da bu olmuştur. Daha önceki basımlarda yalnızca kullanımdan düşmüş bazı sözcükler değiştirilmişti. Ancak bu basımlar dili hızla değişen günümüz gençliğince anlaşılmaktan çok uzaktır. Uyarlama yapılırken günlük konuşma dili temel alınmış, henüz kullanım yaygınlığı kazanmamış yeni sözcüklerden kaçınılmış, yazarın cümle yapısına hemen hiç dokunulmamıştır. Kitabın başına Kemal Bek tarafından yazılan ‘Mehmet Rauf ve Eylül’ başlıklı bir inceleme eklenmiştir; bu incelemede kısaca Türk romanının başlangıcı, Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemlerinde roman türünün gelişimi, ayrıntılı olarak da Mehmet Rauf’un yaşam öyküsü, yazarlığı, yazınsal kişiliği, Eylül romanının konusu, kişileri, dil ve anlatımı ile Mehmet Rauf’un yapıtlarının listesi yer almaktadır. İncelemenin sonunda ayrıntılı bir Mehmet Rauf kaynakçası da verilmiştir.

8. Aylak Adam – Yusuf Atılgan

Ekran Resmi 2016-08-28 14.20.29

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam… Aylak Adam… Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca.

İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebilir bir “karşı” yaşamı?

C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik.

Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.

 

Yorumlar

PAYLAŞ