Mutlaka Okunması Gereken 5 Irvin D. Yalom Kitabı

1) Nietzche Ağladığında

Ekran Resmi 2016-08-19 21.42.01

1880’li yılların Avrupası’nda Dr. Josef Breuer ve Prof. Friedrich Nietzsche arasında geçen tedavi sürecini konu alıyor. Irvin D. Yalom’ın kullandığı üslup son derece açık, akıcı ve yetkin. Kitaptaki hemen hemen tüm kişiler gerçek; fakat hikâye yazarın kurgu gücüyle gelişiyor.

Kitabın ana kahramanlarından Dr. Breuer ve Sigmund Freud, histeri hastaları Anna O. (takma adıyla) üzerinde geliştirdikleri “baca temizleme” yöntemiyle 1880’li yılların Viyanası’nda psikoterapinin tohumlarını atmaktadırlar. O zamana dek “İnsanca Pek İnsanca”, “Çağa Aykırı Düşünceler”, “Tan Kızıllığı” ve “Şen Bilim” adlı kitapları yayınlanan, çağının ötesinde fikirlere sahip aykırı bir filozof olan Prof. Friedrich Nietzsche ise yaşadığı ağır migren hastalığı nedeniyle zorlu bir hayat sürmektedir. Günün birinde Prof. Nizetsche genç bir şaire âşık olur: Lou Andreas Salome. Bağlanmayı reddeden, özgürlüğüne düşkün bir kadın olan Salome, Nizetsche’ye o ve dostları Paul Ree ile birlikte üçlü bir ilişki yaşamayı teklif eder. Nizetsche ise; bu üçlü ilişkiyi başta kabullenir, sonra ise duygularına yenik düşüp âşık olduğu kadına evlenme teklifi eder. Fakat Lou Salome Nietzsche’yi reddeder. Bu olaydan sonra Nizetsche, başta Lou Salome olmak üzere bütün kadınlara karşı öfke ve nefret duymaya başlar.

Kitapta bahsi geçen bu ilişkiler gerçekte de 1880’li yılların Avrupası’nda yaşanmıştır. Kurgu ise şurada başlıyor: Nizetsche’den ardı arkası kesilmeyen nefret mektupları alan ve büyük bir endişeye kapılan Lou Salome, Viyana’nın ünlü doktoru Josef Breuer’un kapısını çalar ve ondan Nizetsche’yi iyileştirmesini ister; fakat iyileştirmesini istediği şey, Nietzsche’nin görme kaybı ya da migreni değil, onu ölüme sürüklemekte olan ümitsizliğidir; çünkü Nizetsche Lou Salome’a yazdığı son mektuplarda intihar fikrinden bahsetmektedir.

Gerçekte Dr. Breuer ve Prof. Nietzsche hiç karşılaşmamıştır; fakat kitapta birbirlerinin hem hastası hem de doktoru olurlar. Tedavi etmeye çalıştıkları fiziksel ve ruhsal hastalıkları üzerinde geliştirdikleri yöntemleri okuyucuyu da iyileştirir nitelikte bir reçetedir.

Prof. Nizetsche ve Dr. Breuer arasında gerçekleşen felsefe sohbetleri, psikolojik analizler ve özgürlük arayışları ile gelişen hikâyede, hayata dair birçok öğretici deneyim ve fikir yer alıyor. Kendi yolunu çizmekte olan herkesin müthiş kazanımlar elde edeceği kitapta, Nietzsche’nin “üstün insan ideası” ve bu uğurda göze aldığı uzun ve zorlu yol resmediliyor.

Son derece doyurucu bir hikâye ve kurguya sahip olan kitabın uyarlama filmi ise ne yazık ki kitap kadar haz vermiyor. Sanırım bütün iyi kitapların kaderi er geç vasat birer filmlerinin çekilecek olmasıdır. Kendi adıma söyleyebilirim ki, ne zaman kitabını okuduğum bir film izlesem hayal kırıklığına uğrar ve edebiyatın sinemadan daha nitelikli olduğunu düşünürüm. Çünkü bir roman günlerce süren bir film gibidir. Onu bekletebilir, geriye sarıp tekrar tekrar izleyebilir ve sevdiğimiz sahnelerin altını kırmızı kalemle çizebiliriz.

2) Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek

select

Öz-farkındalık büyük bir armağan, hayat kadar değerli bir hazinedir. Bizi insan yapan şeydir. Ama bedeli de çok ağırdır – ölümlülük yarası. Varoluşumuz, büyüyüp gelişeceğimiz ve kaçınılmaz bir şekilde ölüp yok olacağımız bilgisiyle gölgelenir.
Ölümlülük düşüncesi tarihin başından beri peşimizi bırakmaz. Dört bin yıl önce Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine yukarıda alıntıladığım sözleri söylemiştir: “Sen artık karanlıklar içindesin ve beni duyamaz oldun. Ben de öldüğümde Enkidu gibi olmayacak mıyım? Yüreğim umutsuzluk içinde. Ölümden korkuyorum.”
Gılgamış hepimiz adına konuşuyor. Onun ölümden korktuğu gibi hepimiz korkarız – her erkek, kadın ve çocuk ölümden korkar. Bazılarımız için ölüm korkusu genelleşmiş bir huzursuzluk şeklinde dolaylı olarak kendini gösterir ya da başka bir psikolojik bozukluk kılığına girer; bazılarımız ölümle ilgili açık ve bilinçli bir anksiyete yaşarken, bazılarımız için ölüm korkusu bütün mutluluk ve sevinci engelleyen bir dehşet haline gelir…” Son derece kişisel olan bu kitabını Irvin D. Yalom, ölüm korkusuyla verdiği mücadele sırasında öğrendiklerinden yola çıkarak hazırlamış. Ölümle siz yüzleştiniz mi? Irvin D. Yalom okuyucularına ölümle korkmadan yüzleşmenin yollarını hastalarıyla seanslarında edindiği deneyimler yardımıyla biz okuyucularına aktarıyor.

3) Varoluşçu Psikoterapi

0000000069972-1

ölüm, özgürlük,varoluşçu izolasyon ve anlamsızlık üzerinde durarak klasikler arasına girmiştir. Yalom, bu kitabında Kierkegaard’ın yaratıcı kaygı, ümitsizlik, korku ve kaygı, suçluluk, hiçlik, Neitzsche’ nin ölüm, intihar ve geleceğe ilişkin beklentiler, Heidegger’ in otantik olma, destekleme, ölüm, suçluluk, bireysel sorumluluk ve izolasyon, Sartre’ nin anlamsızlık, sorumluluk ve seçim, Martin Buber’ in kişilerarası ilişkiler, terapide ben ve başkaları yaklaşımı ve kişisel dönüşüm tezlerini bütüncül biçimde harmanlamıştır.

Amaç ve anlam eksikliğine ilişkin belirsiz şikayetler, günümüzde psikoterapiye en çok başvuru sebepleri arasındadır. Çoğu terapist te bu bulguları tek tek tedavi etmeye girişerek hayatın anlamını arama gerçeğini görmeyebilmektedir. Varoluşçu psikoterapinin önemi burada kendini gösterir. Var olmaya devam etmek istesek te sonu olan varlıklar olduğumuz gerçeğinin bilinciyle bu kısa dünyada mutlu, etik ve anlamlı olarak yaşamanın önemine vurgu yapar.

4) Bağışlanan Terapi

1386060059

Danışmanların,terapistlerin özellikle okuması gereken yazarlardan bir tanesi Irvin D. Yalom. Kitap da sık sık şimdi ve burada ikilisi göreceksiniz terapilerinize de uygularsanız ve içselleştirirseniz çok yararını göreceğinizi umuyorum.Bence Irvin Yalom un tüm kitabı çok yararlı ve çok şey katıyor.Dilinin ağır olmayışı psikolojiye ilgi duyanlarında okumasını sağlıyor.

5) Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri

0000000054695-1

İçerisinde “Aşkın Celladı” da dahil olmak üzere 10 öykü  bulunuyor. terapi surecine ve terapi almaya gelen hastaların çeşitliliğine ilişkin güzel bilgiler vermesi nedeniyle tavsiye etme gereği duydum. Gerçekten psikoterapiye merakınız varsa ya da Psikolojik Danışman/Psikolog olmayı düşünüyor veya olmuşsanız okumanız gerektiğini düşünüyorum. İçerisinde bir terapi seansinın veya terapinin tüm sürecinin nasıl işlediğine dair doğrular ve yanlışlar öyküleştirilerek ve hatta bazen kendi hayatımızdan izler bulundurularak aktarılıyor.

Yorumlar

PAYLAŞ