Çocuklarda Kaygı Dolu Sessizlik: Selektif Mutizm

Selektif Mutizm Nedir?

Çocukluk çağı kaygı bozukluklarından biri olan selektif mutizm yani seçici konuşmamazlık, “konuşma yeteneğine sahip çocukların; bu yeteneği belirli mekanlarda, belirli kişilere karşı ya da kendilerine yabancı ortamlarda kullanmaması” olarak tanımlanabilir. Genellikle 5 yaşından önce ortaya çıkan bir bozukluktur. Ancak bu bozukluk, çocuk okula başlayana kadar fark edilemeyebilir. Birkaç ay sürebileceği gibi birkaç yıl da sürebilen bir bozukluktur. Çocuk bir tek ortamda konuşmayabilir ya da bu problem birden fazla ortamda da gözlenebilir. Mutistik çocukların, anlama ve konuşma yetisine dair hiçbir eksikliği yoktur. Çocuklar yalnızca yaşadıkları kaygıdan dolayı belirli durumlarda konuşma yetisini kullanmaya dair problem yaşarlar. Bu problem utangaçlık, çekingenlik ya da konuşmayı reddetmekle açıklanamaz. Problemin nedenine dair net bir bilgi olmamakla birlikte mutistik çocukların genetik olarak kaygıya yatkın olduğu söylenebilir.

selektif mutizm

Seçici Konuşmamazlık Bozukluğu

Seçici konuşmamazlık az rastlanan ve az bilinen bir bozukluktur. Bu nedenle bu bozuklukla karşılaşan ebeveynler ve öğretmenler, çocuk karşısında oldukça zorlanabilirler. Çocuğunun mutistik olduğunu fark eden ya da bu durumdan şüphelenen ebeveynlerin ilk yapması gereken şey bir uzmandan yardım almalarıdır. Ancak uzman desteği sonrası problemin hemen ortadan kalkacağı yönünde bir beklentiye de girilmemelidir. Tedavinin zorlu ve uzun bir süreç olabileceği ebeveynler tarafından unutulmaması gerekmektedir. Ebeveynler seçici konuşmamazlık hakkında yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Ebeveynler çocuğa bu durumla ilgili baskı yapmamalı, konuyu gündemde tutmamalı ve çocuğu sorgulamamalıdır. Ebeveynler bu süreç içerisinde çocuklarını anlamalı, ona koşulsuz destek olmalı, güven vermeli ve onun her zaman yanında olduklarını hissettirmelidir.

Öğretmenlere Öneriler

Mutistik çocuklar ev ortamında farklı okul ortamında farklı davranırlar. Ev içerisinde ailesiyle birlikteyken oldukça aktif olan çocuk okulda konuşmaz, sınıf içerisindeki aktivitelere katılmaz, sessiz bir şekilde hiçbir şeyle ilgilenmeden bir köşede oturup bekleyebilir. Bu durumla karşılaşan öğretmenler de öğrenci karşısında oldukça zorlanabilir. Onun için öğretmenlerin mutizm konusunda bilgi sahibi olmaları, mutistik çocuklara karşı nasıl davranılacağını bilmesi oldukça önem arz etmektedir. Öğretmenin çocuğun ilgi alanlarını ve kendini nasıl ifade ettiğini bilmesi de çocukla olumlu bir iletişime başlayabilmesinde anahtar rol oynar. Öğretmen, kendisini sınıftan soyutlayan çocuğu sınıf içerisindeki etkinliklerin dışında bırakmamalı hem de etkinliklerin merkezi yapmamalıdır. Bu dengeyi kurmak zor olduğu kadar da önemlidir.

Öğretmen çocuğun suskunluğunu ciddiye almalı ve önemsemelidir. Öğretmen; çocuğun nasıl hissettiğini anladığını, bu durumun onun için zor bir durum olduğunu ve bu problemi birlikte aşabileceklerini çocuğa söyleyerek umut aşılamalıdır. Çocuğun utangaç veya çekingen gibi sıfatlarla etiketlenip, bir başkasına da o sıfatlarla tanıtılması çocuğun oldukça kötü hissedebileceği bir durumdur. Öğretmen çocuğun güçlü yanlarını keşfederek, bunları desteklemelidir. Mutistik çocuklar genellikle ev ortamında konuşmaktadırlar. Bunun için öğretmen sık sık ev ziyaretleri yaparak, ev ortamında çocukla oyun oynayabilir ve ev ödevlerine yardım edebilir. Aynı şekilde ebeveynlerin ve kardeşlerin de okula gelerek bazı küçük etkinliklere katılmaları çocuğu bu kaygıyı yenmesine yardımcı olabilir.

Ebeveynler ve öğretmenler, çocuğun ne zaman konuşacağına zamanı geldiğinde ve koşullar oluştuğunda tek başına karar vereceğini unutmamalıdır. Bu nedenle çocuğu konuşmaya zorlamak, aynı soruyu tekrar tekrar sormak, çocuğa bağırmak ya da konuştuğu takdirde büyük hediyelerle ödüllendirileceğini söylemek sadece çocuk üzerindeki baskıyı arttırır ve süreci olumsuz etkiler.

Yorumlar

PAYLAŞ